Harikalar diyarına hoşgeldin!


Çalışma Arkadaşlarımız

Genç ve güleryüzlü uzman kadromuz ile tanışın!

image description

Nihan Atlan

Kurucu Müdür ve Özel Eğitim Öğretmeni
image description

Yaren Ayhan

Fizyoterapist
image description

Mustafa Gürcan

Psikolog
image description

İpek Akkaya

Çocuk Gelişimci

Hemdem Özel Eğitim Haberleri

Hemdem Ailesi olarak sık sık etkinlikler yapar okulun her bölümünü kullanmaya özen gösteririz. Seminerler, doğumgünü kutlamaları, özel gün faaliyetleri, bilgilendirme çalışmaları, ders etkinlikleri... Çalışmalarımıza buradan takip edebilirsiniz.

image description
image description

Fotoğraf Galerisi

Kurumumuz dört katlı, müstakil ve bir de bahçemiz var.
Kurumumuzda bilimsel temelli eğitim programları, alanında uzman kişilerce uygulanmaktadır.
Kurumumuzda alanda geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış bir çok test, ölçek ve değerlendirme araçları uygulanmaktadır.
Uygulama evimiz bir oturma odası, bir tuvalet, bir banyo ve bir mutfaktan oluşmakta. Burada çocuklarımızla günlük yaşam becerileri, sosyal beceriler ve özbakım becerileri çalışmaktayız.

Bilgilendirici Makaleler

Kurumumuzda çalışmakta olan uzmanlarımızdan çeşitli konular hakkında bilgilendirici yazılar, söyleşiler, paylaşımlar için bu bölümü ziyaret edebilirsiniz.

  • image description

    Öğrenmeye hazırlık becerileri nelerdir?

    Özel gereksinimli bireyler erkenden tanılanıp erkenden eğitime başladıklarında öğrenmeleri gereken ilk beceriler öğrenmeye hazırlık becerileridir.

    Erkenden tanı konulmasa da eğitime henüz başlamış bir bireyin öğrenmeye hazırlık becerileri edinmesi gerekmektedir. Sırada oturmayan, sırasını almayan ya da beklemeyen bir çocuk ile ders yapılmasının ne kadar zor ve hatta imkansız olduğuna hak verirsiniz, ders yapılsa bile öğrenmenin gerçekleşmesi için öncelikle çocuğun nasıl öğreneceğini öğrenmesi gerekmektedir.

    Öğrenmeye hazırlık becerilerini temel olarak çocuğun öğrenmesini kolaylaştıran ve dikkatini derse/çalışmaya aktarmasına yardımcı olan beceri ve davranışlar olarak tanımlayabiliriz. Bu konuda aklınıza gelebilecek bütün davranışlar sıralanabilir.

    Öğrenmeye hazırlık becerileri eğitime başlar başlamaz edinilmelidir. Çünkü öğrenmeyi öğrenmemiş bir çocuk ile ders yapılamaz, yukarıda da belirtmiştim. Bu becerilerin edinimi ne kadar hızlı ve kalıcı yapılırsa o kadar sağlam bir öğrenim yaşamı söz konusu olur. Ve hatta özel gereksinimli çocuklar için bu dönem ne kadar verimli geçirilirse ilerleyen yıllardaki günlük yaşama uyum o kadar başarılı olur.

    Günümüzde öğrenmeye hazırlık becerilerinin neler olduğunu bilmeden sertifika programlarıyla özel eğitimcilik yapmaya çalışan kişiler çocuklarımıza bu beceriler olmadan kavram, temel matematik ve hatta okuma-yazma öğretmeye çalışmaktadırlar. Bu blogda çok sık vurgulandığını göreceğiniz konulardan biri de bu. Çocuğunuza eğitim verecek kişinin nasıl bir eğitim aldığını araştırmadan çocuğunuzun o kişiden eğitim almasına izin vermeyin. Mümkünse alan mezunu bir özel eğitimci ile çalışın. Bu, çocuğunuz için hata payı en aza indirilmiş bir eğitim ve öğretim sürecini sağlayacaktır size.

    Öğrenmeye hazırlık becerilerinin es geçilmesi, ilerleyen dönemlerde çocukların ders ile oyunu karıştırma, ders esnasında problem davranışlar sergileme, okul ve sınıf kurallarına uyumda sorunlar yaşama gibi problemlerle karşılaştıkları görülmektedir.

    Bu nedenle eğitime başlamadan önce öğrenmeye hazırlık becerilerinin tamamının edinilmiş olduğundan emin olunması gerekmektedir.
    ...
    Değerli özel eğitimci arkadaşlarım ise bu becerileri çocukların performansına göre basamaklandırarak çalışmalarını bireyselleştirirlerse daha hızlı ve kalıcı bir edinim elde etmiş olurlar.
    ...
    Ben şu an çalıştığım kurumda sekiz dokuz yaşında çocuklarla bu becerileri tekrar çalışmak durumunda kaldım. Bunun sebebi ise daha önce hiçbir özel eğitimcinin görmediği bu çocukların zamanlarının, özel eğitim bilgisi olmayan kişilerce harcanması. Yaş ne kadar ilerlerse bu becerilerin edinimi de o kadar zor oluyor.
    ...
    Ben öğrenmeye hazırlık becerilerinin bazılarını sizin için sıraladım, aklıma geldikçe ve sizden de öneriler oldukça yenilerini ekleyeceğim:

    1. Bekleme: Ders/etkinlik boyunca masada oturarak bekleme davranışı istediğimiz süre kadar gösteriyor olmasıdır.
    2. Ada tepki: Adını herhangi bir yerden (çocuğun sağından, solundan, arkasından, uzaktan gibi) söylediğinizde dönerek sizinle göz kontağı kurmasıdır.
    3. Göz kontağı: Konuştuğunuzda ya da karşısına geçtiğinizde sizin gözünüze bakmasıdır.
    4. Sıra alma: Sıra alıp vermeye dayanan davranışları sergilemek için sıra ona geldiğinde görevini yapması ve sırası bitince sırayı verip sıra kendine gelene dek beklemesidir.
    5. Taklit etme: Büyük ve küçük kas becerileri, yüz ifadelerini ve en sonunda da ses ve kelime taklitlerini yapabiliyor olmasıdır.
    6. Eşleme: Sırasıyla nesne-nesne, nesne-resim, resim-resim, renk ve şekil eşleme yapabilmesidir.
    7. Dinleme:Yetişkin ya da öğretmen konuşurken çocuğun bakışları ya da vücut hareketleri ile dinlemesidir.
    8. Yönerge takip etme: Sırasıyla tek basamaklı, iki yönerge bildiren, üç ve daha fazla eylem bildiren yönergeleri yerine getirmesidir.
    9. Pekiştireç kabul etme: Her çocuk ödülün ödül olduğunun farkında değildir. Farkında olmayan çocuklarda ödülün ne olduğu, neden verildiğiyle ilgili çalışmalar yapılması gerekmektedir.
    10. Ders/etkinlik boyunca dikkatini etkinlik üzerine tutabilme ya da etkinliği tamamlama: Dikkat süresinin bir öğretim oturumu için yeterli uzunlukta olmasıdır.
    11. Ortak dikkat: Ders esnasında öğretmenle beraber aynı nesne ya da konuya dikkatini yöneltmesidir.
    12. Nesne,ses ve kişi takibi: Konuşan, hareket eden, ses çıkaran nesne ve insanları takip etmesidir.


    Kısa bir not: Sıralamayı rastgele yaptım, bu sırada çalışılacak diye bir kural yok. Öncelik sırasına göre bunu özel eğitimciniz belirleyecektir.

    KAYNAK
    2010-2011 Zihinsel Engellilere Kavram Öğretimi Dersi Ders Notlarım (Dr. Bahar Keçeli-Kaysılı, Ankara Üniversitesi)
    2009-2010 Uygulamalı Davranış Analizi Ders Notlarım (Prof. Dr. Bülbin Sucuoğlu, Ankara Üniversitesi)

    Nihan ATLAN
    Hemdem Özel Eğitim Kurum Müdürü
    Özel Eğitim Öğretmeni & Psikolojik Danışman

  • image description

    Otizmli bireylerin ailelerinde yeni bir ka...

    Otizmli bireylerin ebeveynleri olmak bir ayrıcalık oluşturuyor farkında olmasak da. Bu ayrıcalık hayattan aldığımız tadı derinden etkiliyor, anlamlı kılıyor. Özellikle ilk hamileliklerinde otizmli bir bebek sahibi olan aileler ileride ikinci bir çocuğa sahip olup olmama konusunda bu ayrıcalıklarını unutuyorlar. Bu ayrıcalık yaşanacak bütün sürece meydan okuma gücü veriyor özel ailelere. Bu ilk ve en önemli cümle.
                      İkinci bir çocuk konusunda geniş çaplı bir bakış açısı sunmak istediğim bu yazımda hem deneyimlerimden hem senelerdir okumakta olduğum kitaplardan hem de eski ders notlarımdan yararlandım. Umarım karar verme sürecinizde size yardımcı olan bir derleme oluşturabilirim.

                    İkinci bir çocuğun kararını vermeden önce çocuğunuzun ve sizin özellikleri ne olursa olsun ikinci bir çocuğa hazır olup olmadığınızı belirlemeniz önem taşır. Annenin ve babanın psikolojik durumu, çocuğun gelişim süreci ve hızı bu konuya karar vermenizde size yardımcı olur. Yavaş yavaş bağımsızlaşan bir çocuğunuz varsa ikinci bir çocuk sizi de her iki çocuğunuzu da olumsuz etkilemeyecektir. Psikolojik olarak otizmli bir bireyle yaşamaya ayak uydurma konusunda bütün ebeveynler aynı düşünüyorsa yine aynı durum söz konusudur. Ancak halen otizmi reddeden bir ebeveyn söz konusuysa ileride ikinci çocuğa “seçilmiş çocuk” muamelesi yapma, özel gereksinimli çocuğu ihmal etme gibi istenmeyen durumlar oluşabilir. Öte yandan ikinci çocuğu bütün sorumlulukları alacak bir “kahraman” olarak görme eğilimi de olabilir. Bunun farkındalığı önem taşımaktadır.
                    İkinci bir çocuğa her anlamda hazır olduğunu düşünen aileler için öğrenilmesi gereken bir diğer konu ise sayısal veriler. Otizmin sebebi net olarak ortaya konmadığı için yapılan araştırmalar kardeşlere de yönelmiştir. Bu çalışmalar genetik olup olmadığı konusunda ipucu sağlaması için yapılmaktadır. Çok çarpıcı sonuçlar elde edilmektedir. Otizmli bir çocuğunuz varsa ikinci hamilelikte çocuğunuzun öğrenme güçlüğü tanısı alma ihtimali %80, herhangi bir engele sahip olarak doğması ise %45. Bu sayılar kurduğum cümle kadar net değil. Her çalışmada farklı farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Birçok farklı örnek de söz konusudur. İkinci kardeşin otizmli ya da üstün zekalı ya da normal gelişim gösteren birey olup olmayacağı ile ilgili net bir bilgi söz konusu değildir.
                    Ailelerin düşünmesi gereken üçünü konusu ise iki başlık halinde karşımıza çıkıyor. Birinci başlık ikinci çocuğun normal gelişim gösteren bir birey olarak dünyaya geldiği varsayımını içeriyor.
     
    •   Çocuklar arası denge,
    •   her şeyin farkında olan çocuğun ruhsal sağlığını koruma,
    • otizmli çocuğun yeni kardeşe uyumu,
    • yeni doğan bebeği bir kahraman ve kurtarıcı melek olarak görmeme,
    • ikinci çocuğun da kendine has özellikleri olabileceğini ayırt etme,
    • her iki çocuğa da kesişen ve ayrışan zamanlarda vakit ayırabilme gibi konuları içeren bu başlık ailenin psikolojik destek ile atlatabileceği bir süreci içeriyor.
                    İkinci başlık ise ikinci çocuğun da herhangi bir engel ile dünyaya geldiği varsayımı üzerinde duruyor. Bu varsayım gerçekleştiği takdirde,
     
    •  ailenin bunu karşılama süreci,
    • kabullenme durumu,
    •  ikinci çocuğun eğitim-tedavi süreci,
    • otizmli çocuğun yeni kardeşe uyumu,
    •  her iki çocuğun istek ve ihtiyaçlarına yeteri kadar zaman, vakit ve bütçe ayırabilme konuları karşımıza çıkıyor. Aile zaten ikinci çocuğa karar verdiğinde buna hazırlıklı olsa da yaşanan şokun atlatılması için psikolojik destek alınması yerinde olacaktır. İlk çocuklarından zaten deneyimli olan aile ikinci çocuklarında daha hızlı ve akılcı çözümler üretebilecektir, bu da ailenin süreci daha da kolay yaşamasını sağlayacaktır.
                    Artık üç değil dört kişi olan bir ailenin sorumlulukları hem artarken hem de azalacaktır. Bütün bu süreç nasıl yaşanırsa yaşansın temel olan konu ikinci çocuğa herhangi bir rol yüklemeden kendi başına bir birey olduğunu ebeveynlerin ihmal etmemesidir. Süreç boyunca uzman yardımı alınması, sürekli devam eden terapilerin aksamadan sürmesi süreci daha kolay ve keyifli kılacaktır.
                    Aile düşünerek ve sonuçlarını kabullenerek verdiği kararların sonucunda huzuru yakaladığı zaman onlara yardımcı olan uzmanlar da emeklerinin karşılığını alarak aileye tam verimli hizmet sunmaya devam edeceklerdir.
     
                    Riskli gibi görülen ama sağlıklı bir süreçle üstesinden gelinebilecek bu süreçte umarım yazımla sizlere yardımcı olabildim. Yazımı hazırlarken Elif TEKİN-İFTAR editörülüğündeki Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklar ve Eğitimi kitabından, üniversite yıllarımdaki Prof. Dr. Bülbin SUCUOĞLU’ndan aldığım Otizm dersi notlarımdan, editörü Sezgin VURAN olan Sosyal Yeterliklerin Geliştirilmesi kitabından faydalandım. Ayrıntılı bilgi için bu kitaplara bakabilirsiniz. Sevgiler.

    Nihan ATLAN
    Hemdem Özel Eğitim Kurum Müdürü
    Özel Eğitim Öğretmeni & Psikolojik Danışman

  • image description

    Psikososyal Gelişim Basamaklarının Neresin...

    Kurum Psikologumuz Sena Çakmak'ın ailelerimiz için hazırladığı bilgilendirici yazıyı sizlerle paylaşmak istedik. İyi okumalar.


    ...
    Bu hafta sizler ve gelişmekte olan çocuklarınız için bir form hazırladım. Formda Erikson’ın “Psiko-sosyal Gelişim Basamaklarını” görüyorsunuz. Bu sekiz basamaktan hangisinde siz ve hangisinde çocuklarınız yer alıyor lütfen yanına not alarak işaretleyiniz. 

    1. Temel Güven X Güvensizlik (0-1 yaş)
    Bu basamak, anne karnında kendini oldukça güvenli hisseden bebeğin artık dış dünyaya da güvenmeye başlama evresidir.
     
    Eğer ki bakım veren kişiler (anne, baba, bakıcı vb.) bebeğe “tutarlı” bir ilgi gösterir ve ihtiyaçlarını karşılarsa;
     
    • Bebek hayata karşı güven duygusu kazanır
    • İnsanlara güveni artar
    • Pozitif (olumlu) düşünen bir insan olur.
     
    1. Özerklik X Kuşku/Utanç (1-3 yaş)
    Çocuğunuz bu dönemde bağımsızlaşmak isteyebilir. Artık pek de sizin yardımınıza ihtiyacı varmış gibi durmaz, yani ona göre. Çatal ve kaşığı kendisi kullanmak ister, elinizi tutmadan yürümek ister… Yani ilk defa kendini bir birey olarak hisseder.
     
    Çocuğunuzun bu özgürleşme çabasına olumlu yanıt verirseniz (güvenlik ortamı oluşturduktan sonra) olumlu sonuçlarla karşılaşırsınız.
     
    • Çocuk içsel denetleme (kendi davranışlarını denetleyebilme) yetisi kazanır.
    • Başkalarına bağımlı olmadan hareket edebilme.
     
     
    1. Girişimcilik X Suçluluk (3-6 yaş)
    Çocuklar bu evrede bol bol oyun oynarlar, etrafı keşfeder ve etkinlik yapmak isterler. Ebeveynler olarak siz, çocuklarınızı oyun oynamaya teşvik ederseniz ve onların yapmış oldukları etkinlikleri desteklerseniz;
     
    • Çocuğunuz lider bir kişilik geliştirebilir.
    • Organize etme kabiliyeti geliştirebilir.
    • Bir işi başlatma, sürdürme ve sonlandırmayı öğrenir.
    • Dışa dönük, iletişime açık, girişimci kişilikler geliştirebilir.
     
    1. Başarı X Aşağılık Duygusu (6-12 yaş)
    Bu evrede çocuklarımızın hayatına öğretmenler girer. Okul içinde öğretmenin çocuklara olan tavrı destekleyici, güven verici, teşvik edici, onaylayıcı olursa çocuklarda;
     
    • Çalışkan olmaya yatkınlık
    • Okulu ve okuldaki sosyal çevreyi sevme
    • Takdir duygusu kazanma
    • Kendini değerli hissetme görülür.
     
    1. Kimlik Kazanma X Rol Karmaşası (12-18 yaş)
    Bu dönem, ailelerin ergenlik ile ilgili bilgisizliğinden dolayı genellikle çok çatışmalı geçmektedir. Süreç içinde hem çocuklar hem de ebeveynler yıpranabilir.
     
    Arkadaşlarla geçirilen vakit artar, kimlik arayışı başlar.
     
    • Kendini bulma çabasını destekleyelim
    • Bu arayıştaki girişimlerini onaylayalım.
    • Meslek seçimlerinde yönlendirici olalım.
     
    1. Yakınlık X Yalıtılmışlık (18-30 yaş)
    Bu dönemde kişinin çevresinde eş, arkadaşlar ve iş arkadaşları vardır. Olumlu bir dönem geçirilirse;
     
    • Eş seçiminde başarı
    • Ekonomik bağımsızlık kazanma
    • İyi arkadaşlık ilişkileri
    • Meslekte başarı ve devamlılık gözlemlenir.
     
    1. Üretkenlik X Durgunluk (30-60 yaş)
    Bireylerin çevresinde çocukları, torunları, iş arkadaşları ve tanıdıkları bulunur. Bu dönemde kişi üretkenliğini devam ettirmek ister. Üretim olarak gerçekleştirilebilecek faaliyetler şunlardır;
     
    • Çocuk yetiştirmek
    • Torun bakmak
    • Yeni kuşaklara bilgilerini aktarmak
    • Hobi edinmek
    • Meslekte kariyer yapmak
     
    1. Benlik Bütünlüğü X Umutsuzluk
    Bu dönemde kişi fiziksel rahatsızlıklarıyla ve yaşadığı kayıplarla mücadele eder. Eşlerden biri veya yakın çevreden tanıdıklar kaybedilmiş olur. Bu dönemin sağlık geçmesi için ;
     
    • Kendiyle barışık olması
    • Pişmanlıklarını ve üzüntülerini kabullenebilmesi
    • Yaşam kayıplarına uyum sağlayabilmesi gerekmektedir.                                                            
     
     
    Psikolog Sena ÇAKMAK

hemdemozelegitim.com

Tınaztepe Mahallesi Hacıyolu Sokak No:30

HARİTADA AÇ